Aşık olduğum şehir..

Aşık olduğum şehir..
kişisel gelişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kişisel gelişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2015 Pazar

Ne Kadar Sevildiğini Nasıl Anlarsın?




              Geçenlerde yağan kar nedeniyle birçok kaza yaşandı. Bunlardan birisi zincirleme bir kazaya karışan ve çok şükür kendisine bir şey olmayan bir kadının başına geldi. Korkuya kapılan kadın ilk iş olarak eşini aradı ve eşinin ilk cevabı “Araba da bir şey var mı?” oldu…

              Bir başka kadının doktor randevusu vardı. Tek başına gitmeye çekindiği bir randevuydu. Fakat yakın bir akrabası olmadığından tek başına gitmesi gerekiyordu ve eşine söyledi ama gelemeyeceği için ısrar etmedi. Sadece randevu saatini söyledi ve dua istedi... Muayene sonucu korktuğu gibi olmadı, sonuç iyiydi. Eve geldi ve eşinin randevunun nasıl geçtiğiyle ilgili bir şeyler sormasını bekledi… Aradan on beş gün geçti. Hala bekliyor...

             Bir adam arabasından inerken kaydı ve düştü, ayak bileği incindi. (Sonradan kırık olduğu anlaşıldı.) Kapıda kendisini karşılayan eşi arkadaşıyla konuşuyordu. Adam canının yandığını, ayağının kırılmış olabileceğini söyledi. Ama kadın “Aaaaaa, öyle mi?” diyerek arkadaşıyla konuşmaya devam etti, adam donakaldı... Hala donmuş durumda, duygusu yok...

             Bir başka adam babasının hasta olduğunu öğrendiği için akşam babasına uğramak istediğini söyleyince, eşi “Ama dışarıda yemek rezervasyonumuz vardı.” Cevabını alınca üzüntüsünü içine attı...

            Ve daha birçok örnek... Her gün yaşadığımız, yaşattığımız... Kendimiz için önemli olan bir şeyi karşımız için aynı önemde görmediğimiz onca olayın içinde kalpler kırılıyor. İlişkiler can çekişiyor. Bazı önemli olaylar vardır, bunların ıskalanması telafisi zor aralıklar koyar insanların arasına. Sonra herkes unutmuş gibi yapar. Bazen çaresizlikten, bazen de durum acı verse de ilişkiyi bitirmek için yeterince büyük görülmediğinden...

             Fakat hesap bir gün kabardığında, çok küçük bir rüzgâr gelir ve çok güçlü zannedilen ilişkiler dağılıp gider. Yıpranmak yıllar sürer, yıkılması ise bir andır. Bazen hiç ummadığınız bir şey gelir ve sizin çok sağlam sandığınız her şeyi alır götürür. Küçük ihmaller, hiçbir zaman küçük değillerdir. Altlarında daha derin düşünceleri örterler. Bunların başında da “Sana değer vermiyorum!” düşüncesi vardır veya “Senin acın beni ilgilendirmiyor!” düşüncesi... Aslında böyle değildir ama böyle algılanır maalesef…

              İşte ruh birlikte eğlenebildiği ama birlikte acısını paylaşamadığı ruha karşı soğur. İnsan, karşısındaki insanın kendisini ne kadar sevdiğini verdiği hediyelerle ölçmez çoğu kere. Böyle durumlarda sınanır sevgi. Ve insan sınanana kadar, ne kadar sevildiğini bilemez. Ne kadar sevdiğini de! Sevgiyi sınar çoğu kere ve bazıları kaybeder, çok azı da kazanır...

              Bu günlerde kaybedenler çoğunlukta görünüyor. Sanıyorum ki bir nedeni de yanımızdakinin acısına duyarsızlaşmamız... Hep eğlenceli bir şeylerin peşinden koşmamız... Ve sadece kendimiz için yaşama çabamız... Oysa yanımızdaki olmadan yaşayamayacağımızı unutuyoruz. Hatırladığımızda ise artık iş işten geçmiş oluyor...

(alıntı)

13 Şubat 2015 Cuma

BATAN ÇİVİNİZ VAR MI .....?






Genç bir adam yolda yürürken kaldırımda yatan bir köpek görmüş, köpek sanki ağlıyormuş gibi ıyyk ıyyk diye sesler çıkarıyormuş.
İyice yaklaşınca köpeğin çivili bir tahtanın üzerine yattığını görmüş, çivi köpeğin tam karnına batıyormuş...
Hemen orada duran yaşlı adama sormuş,
-Amca bu köpek ağlıyor mu?
-Evet, demiş yaşlı adam, öyle gözüküyor,
-Neden? diye sormuş genç adam,
-Görmüyor musun demiş Yaşlı adam, çivili tahtanın üzerine yatmış, o batıyor herhalde.
-Peki o zaman neden kalkmıyor?
Yaşlı adamın cevabı bence çok anlamlıymış:
-Kalkacak kadar acıtmıyor demek ki...
Eğer şu anda hayatınızda bir sorun veya değiştirmek istediğiniz bir durum varsa ve hiç bir şey yapmıyorsanız iki ihtimal vardır:
Ya o çivi sizi yattığınız yerden kaldıracak kadar acıtmıyordur ya da batan çivinin acısı değişim korkunuzun acısını henüz geçmemiştir.
O çivi insana bazen öyle sert batar ki insan en olumsuz en namüsait durumlarda bile birden bire yerinden fırlar ve kendine yepyeni bir dünya kurar...
Batan çivinizin daha çok acıtması ve sizi artık harekete geçirmesi dileklerimle...



(alıntıdır)

21 Ekim 2014 Salı

İNSANOĞLU UNUTKANDIR.....








-Aynı hataları defalarca yapar; çünkü ders çıkarmayı unutur.
-Verdiği sözleri unutur. Çünkü bir zamanlar ne hissettiğini unutur.
-Minnet duymaz; çünkü nerden geldiğini unutur.
-Endişelenir; çünkü geleceği kontrol edemeyeceğini unutur.
-Pişmanlıklarla ve hüsranla yaşar; çünkü geçmişi değiştiremeyeceğini unutur.
-Planlar yapar çünkü en güzel şeylerin biz onları beklemezken geldiğini unutur.
-Başkalarını kötüler; çünkü kendini yüceltmenin yolunun başkasını eleştirmekle değil kendini geliştirmekle olduğunu unutur.
-Somurtur; çünkü gülümsemenin her kapıyı açan bulaşıcı bir iyilik olduğunu unutur.
-Zamanını boş yere harcar; çünkü bu değerli hayatın kısacık olduğunu unutur.
-Böbürlenir çünkü her şeyin geçici olduğunu unutur...
-Dinlemeyi unutur ,çünkü gerçeği duyabilmek için susması gerektiğini unutur.
Vee..en önemlisi.....
-Hep birilerini suçlar çünkü aynaya bakmayı unutur....yani..
Kısacası insanoğlu UNUTUR....

4 Eylül 2014 Perşembe

MESELA DİYORUM ...(Nuriye Zeybek)





MESELA diyorum; bu gece bir DELİLİK yapsam..!

Bıraksam MUTFAKTA biriken bulaşıkları,
Çeksem arkamdan kapıyı,
KADIN başıma gitsem bir meyhaneyi dağıtsam..!

FONDA bir masa,
Arkada Sezen'in şarkıları çalsa;
Ben AĞLASAM...
Şişenin dibine dibine vursam..!

MESELA diyorum;
Sokaklardan bütün ERKEKLERİ kovsam,
Bu gecelik evlerinde otursalar..
Korkmadan dolaşsam bütün şehri,
Kimse DOKUNMASA bana,
Bir sandalda sabahlasam...!

Alabildiğince KADIN,
Alabildiğince ÖZGÜR olsam.
Küfür etsem ağız dolusu, utanmasam;
Şehre isyanımı haykırsam.

Kim bilir kaç kere satılmıştır, bu dünyanın ANASI...!
MESELA diyorum;
Bu gecede ben BABASINI satsam..!


Nuriye ZEYBEK


                   Bu kadar güzel yazılırdı ... bayıldım.. 

3 Eylül 2014 Çarşamba

Kendimden ÖZÜR DİLİYORUM ..




Yaşadığım süre boyunca hep MERHAMETİMİN
arkasından yürüdüm, beklentilerimi arkada BIRAKTIM.

Kimseden bir şey BEKLEMEDİM, doğrusu bu sanıyordum çünkü.
Yaşadıklarımı yaşayamadıklarımı İÇİMDE sakladım,
SUSTUM bastırdım olsun dedim İNSANLIK bende kalsın.

Verdim, hep VERDİM karşılığını alıp alamadığıma BAKMADAN,
aslında güçlü olmak değildi istediğim, ama olmak ZORUNDAYDIM ve oldum..
Kendimi hep ERTELEDİM.
Kimsenin beni anlamadığını bildiğim halde hayatıma girenleri bana
verilmiş KUTSAL bir görev olarak gördüm.
Herkesi mutlu etmek zorundayım ZANNETTİM.
Benimde mutlu olmam gerektiğini UNUTMUŞUM..

Görevim neyse en iyisini yapmalıydım ki VİCDANIM rahat etmeliydi.
Birilerinin de bana karşı GÖREVLERİ olduğunu hiçe saymışım oysa..

NE YAZIK Kİ;
Karşımdakilerin EKSİKLERİNİ tamamlamaya çalışırken,
onların HATALARINI görmeye vaktim kalmamış SANKİ.

Beni ÜZMELERİNE bakmadan,
karşılığında ne ALDIĞIMA ne hissettiğime
ALDIRIŞ etmeden hep VERDİM..

Kendime HAKSIZLIK ettim,kimseye etmediğim kadar.
Kendime geldiğimde ise YORGUN, yılgın, bitkin bir
köşede saklanıp ağlayan ÇOCUK olarak buldum.

Ve ona elimi uzattım diyebildiğim tek şey " GEÇTİ ", bir
daha seni kimse ÜZEMEYECEK.
Şimdi senden ÖZÜR diliyorum.

Seni bu kadar HİÇE saydığım için,
insanların seni bu kadar ÜZMELERİNE müsade ettiğim için,
seni hiç bir zaman DİNLEMEDİĞİM için,
üzerine bu kadar SORUMLULUK yüklediğim için,
hakkın olan bütün duyguları sana YAŞATAMADIĞIM için..

Şimdi tekrar SÖYLÜYORUM.
İNSANLIĞIMDAN, KALBİMDEN, DUYGULARIMDAN,
ÇOCUKLUĞUMDAN, HİSLERİMDEN çok ÖZÜR diliyorum... !

Galiba ben almadan vermenin
ALLAH'a mahsus olduğunu UNUTMUŞUM...





Okuyunca paylaşmadan edemedim bizimde kendimize kocaman bir özür borcumuz var kocaman ...


(Resim google görseller, yazı SonsuzSifa/Facebook  sayfasından alıntıdır.)

7 Mayıs 2014 Çarşamba

NE KADAR ?







Ne kadar korku o kadar bunalım,
Ne kadar özgüven o kadar başarı,
Ne kadar cesaret o kadar özgürlük,
Ne kadar çaba o kadar şans,

Ne kadar sabır o kadar zafer,
Ne kadar inanç o kadar sebat,
Ne kadar hayal o kadar keşif,
Ne kadar ümit o kadar motivasyon,

Ne kadar şükür o kadar dinginlik,
Ne kadar tembellik o kadar esaret,
Ne kadar samimiyet o kadar ikna,
Ne kadar iyi niyet o kadar dostluk,

Ne kadar empati o kadar anlaşılmak,
Ne kadar dua o kadar yardım,
Ne kadar iyilik o kadar sevilmek,
Ne kadar bencillik o kadar yalnızlık,

Ne kadar dürüstlük o kadar güven,
Ne kadar bilgi o kadar güç,
Ne kadar veri o kadar doğru karar,
Ne kadar sezgi o kadar buluş,

Ne kadar merhamet o kadar sükunet,
Ne kadar kanaat o kadar zenginlik,
Ne kadar saygı o kadar itibar,
Ne kadar edep o kadar mutluluk,

Ne kadar cömertlik o kadar soyluluk,
Ne kadar uygulama o kadar karakter,
Ne kadar doğallık o kadar denge,
Ne kadar çile o kadar dayanıklılık,

Ne kadar merak o kadar ilim,
Ne kadar hayret o kadar öğrenme,
Ne kadar ilkelilik o kadar onur,
Ne kadar düzen o kadar sonuç,

Ne kadar dikkat o kadar isabet,
Ve sonuç olarak ne kadar erdemlilik o kadar insanlık…
 
 
 

21 Şubat 2014 Cuma

Cennet - Cehennem içimizde ...








Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama.
İkisi de şu an burada mevcut.
Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında.
Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak, nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz...

* ŞEMS-İ TEBRİZİ

 
Hangisi ? 

Facebook sonsuz şifa sayfasından alıntıdır.

16 Ocak 2014 Perşembe

İYİMSERLİK ANDI






 
 
 
 
Kendine söz ver:

Güçlü olacağına ve akıl huzurunu hiçbir şeyin bozmasına izin vermeyeceğine;

Karşılaştığın insanlarla sağlık, mutluluk ve bolluk konuşacağına;

Arkadaşlarına onlarda özel bir şey olduğunu hissettireceğine;

Her olayın aydınlık yanını göreceğine ve optimist olacağına;

Hep en iyiyi düşüneceğine, en iyi için çalışacağına ve en iyinin geçekleşmesini umacağına;

Başkalarının başarılarına da kendi başarına sevindiğin kadar sevineceğine;

Geçmişte olan hataları unutacağına ve gelecekteki başarıları görmeye odaklanacağına,

Her zaman neşeli bir yüz ifadesi taşımaya çalışacağına ve karşılaştığın her canlıya bir gülümseme sunacağına;

Kendini geliştirmek için çok zaman ayıracağından, başkalarını eleştirmeye zamanın kalmayacağına;

Endişelenmeyecek kadar geniş, kızmayacak kadar asil, korkmayacak kadar cesur ve sorunların varoluşuna izin verebilecek kadar mutlu olacağına söz ver...
 
 

25 Temmuz 2013 Perşembe

ŞÜKRETMEK ...







Hayatta ki en önemli şey........ ALLAH'IN GÜCÜ ! 

En güçlü iletişim kanalı........DUA ! 

En değerli servet.............İMAN !

Hayatta ki en etkili güç.........SEVGİ ! 

En büyük mutluluk ........ÖZVERİ !

Onsuz olunması en kötü şey.......ÜMİT !

En yıkıcı alışkanlık .........KAYGI !

Dünya üzerinde ki en inanılmaz bilgisayar...BEYİN !

En büyük kayıp .......ÖZ SAYGIYI YİTİRMEK !

En büyük doğal enerji kaynağı............GENÇLİK !

En çirkin kişilik özelliği............BENCİLLİK !

Üstesinden gelinmesi gereken en büyük sorun.....KORKU !

En güzel kıyafet .............GÜLÜMSEYİŞ !

Başarıyı engelleyen en güçlü düşman ........MAZERET !

Toplumda istenmeyen en tehlikeli kişi......DEDİKODUCU !

En güç dolu sözcük............YAPABİLİRİM !

En değersiz duygu ...........KENDİNE ACIMAK !

En çok güç veren aşı..........TEŞVİK ETMEK !

En etkili uyku ilacı..............ZİHİN HUZURU !

En taktir edilecek iyilik ........GÜVENİLİRLİLİK !

En memnun verici iş......BAŞKALARINA YARDIM ETMEK !

Ve en iyi yaklaşım ...........ŞÜKRETMEKTİR !





Bol bol şükretmeye çalışıyorum bugünlerime ... İçimden bir şey yazmak yada yapmak 

gelmiyor günlerdir. Hayat sürprizlerini böyle zamanlara saklarmış ya en dayanılmaz 

zamanlara...  Allah sonumuzu hayır etsin ...







29 Haziran 2013 Cumartesi

ÖĞRENMELİSİN ...









Ayaklarının üstünde durmasını öğrenmelisin 

Sendeleyerek ya da tökezleyerek değil

Dimdik ayakta durmasını

Dürüst olmasını öğrenmelisin

Yalanla ve dolanla değil

Tıpkı bir ayna gibi olmasını

İçten bir gülüşü öğrenmelisin

Sinsice tebessümü ya da sırıtmayı değil..!

Sımsıcak bir gülüşü


Yaşamla kıyasıya mücadeleyi öğrenmelisin 

"Pes ettim" ya da "Korktum" demeyi değil


İnanmış bir kalple mücadeleyi.


Öğrenmelisin


Ve sana son sözüm:


Bir gün gerçekten sevmeyi öğrenmelisin 


Kırmayı ve incitmeyi değil

Gerekirse küçük bir kalpt
e


Koca bir sevgi olmayı öğrenmelisin..!


............................................................................................

22 Mayıs 2013 Çarşamba

SİZ HAYALLERİNİZ İÇİN NE YAPIYORSUNUZ ?




  KİWİ



            Yalnızca Yeni Zelanda da yaşayan ve Yeni Zelanda'nın simgelerinden olan kiviler uçamayan kuşlardır ve çoğu kivi türünün de soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıyadır.

   Uçamayan bir kuş  ve onun yaptıkları .... hepimiz uçamayan bir kuş gibi çırpınıyoruz. Peki biz ne yapıyoruz hayallerimiz için ...

1 Mayıs 2013 Çarşamba

HAYATIMIZ DA BAHAR TEMİZLİĞİ






Yazmayan kalemleri.
Sayfası bitmiş defterleri.
Kulpu kırık fincanları.
‘Zayıflayınca giyerim’ kotunu.
Son 5 aydır giymediğiniz kıyafetleri.
Arka balkona tıkıştırdığınız, bir gün yüzünü yenilerim pırıl pırıl olur dediğiniz o sandalyeyi.
Dibi kararmış tencereyi.
Taşındığınız hangi evden kaldığı, hangi kapıyı açtığı artık meçhul olan o anahtarları.
Sırf genç ve güzel çıkmışsınız diye yanınızda o hiç sevmediğiniz tiple poz verdiğiniz fotoğrafı.
Çekmecenin dibindeki müzik kasetlerini (kaset mi kaldı allah aşkına)
Atın.


 Ohh bir ferahlayın bakalım. Tamam mı?
Şimdi ihtimalleri atın.
‘Olacaktı, son anda olmadı’ları atın, olmamış işte.
Takılıp kaldığınız o günü.
Düşünüp durduğunuz o lafı.
Atın.
Küstüğünüz için uzun zamandır görmediklerinizin aklınızda kalan son görüntüsünü.
Alındıklarınızın, gücendiklerinizin hiç umurunda olmayan o ‘olayı’
Atın.
O hiç beceremediğiniz yemeğin tarifini
Kestiğiniz eski gazete küpürünü
İçinizi kemiren o ukteyi
Atın.


 Zamanı gelince yiyeceğiniz soğuk intikam yemeğini de dökün.
Soğuk yemeğin hiç tadı olmaz, dışarıdan bir döner söyleyin daha iyi.
Buzdolabının üzerindeki diyet listesini (faturaların altında duruyor)
Depodaki koşu bandını.
Atın.
Cevabı olmayan soruları
Kaçırdığınız fırsatları
Atıldığınız işleri
Beceremediğiniz ilişkileri
Atın.


Arkanızdan konuşanları.
Önünüzü kapayanları.
Alamadığınız terfiyi
Oturamadığınız evi
‘Şimdiki aklım olsa’ları
Aldığınız en kötü karneyi.
Hatta en iyi karneyi.
Çalışmayan saatleri.
İşe yaramayan fikirleri.
Kaçan trenleri.
Zamansız yaşlandıran dertleri.
‘O gün’ olanları.
Halının altına süpürdüklerinizi.
Dolabın dibine iteklediklerinizi.
Atın.


Bakın, ne güzel güneş çıktı.


(Facebook .  Kişisel Gelişim ve OLumlamalar sayfasından alıntıdır..)


 Hepimizin güneşi bol günleri keyifli huzurlu olsunn...  Bu hafta sonu sınavlar var benim için bol bol dua edin..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...