Aşık olduğum şehir..

Aşık olduğum şehir..

21 Ekim 2014 Salı

İNSANOĞLU UNUTKANDIR.....








-Aynı hataları defalarca yapar; çünkü ders çıkarmayı unutur.
-Verdiği sözleri unutur. Çünkü bir zamanlar ne hissettiğini unutur.
-Minnet duymaz; çünkü nerden geldiğini unutur.
-Endişelenir; çünkü geleceği kontrol edemeyeceğini unutur.
-Pişmanlıklarla ve hüsranla yaşar; çünkü geçmişi değiştiremeyeceğini unutur.
-Planlar yapar çünkü en güzel şeylerin biz onları beklemezken geldiğini unutur.
-Başkalarını kötüler; çünkü kendini yüceltmenin yolunun başkasını eleştirmekle değil kendini geliştirmekle olduğunu unutur.
-Somurtur; çünkü gülümsemenin her kapıyı açan bulaşıcı bir iyilik olduğunu unutur.
-Zamanını boş yere harcar; çünkü bu değerli hayatın kısacık olduğunu unutur.
-Böbürlenir çünkü her şeyin geçici olduğunu unutur...
-Dinlemeyi unutur ,çünkü gerçeği duyabilmek için susması gerektiğini unutur.
Vee..en önemlisi.....
-Hep birilerini suçlar çünkü aynaya bakmayı unutur....yani..
Kısacası insanoğlu UNUTUR....

15 Ekim 2014 Çarşamba

"Üzdük beyler...( Üzdünüz beyler :) )









Dünyanın en iyi esprisini bile yapsak bön bön
bakan kadınlar için en berbat esprimize bile ayıp
olmasın diye kahkaha patlatan kadınları üzdük.



Kanal değiştirirken bile maç denk gelmesine
tahammülü olmayan kadınlar için gecenin
köründe halı saha maçımızı izlemeye gelen kadınları üzdük.


En son okuduğu kitap Cin Ali Tatilde olan kadınlar
için elinden Hegel, Sartre, Descartes kitapları
düşürmeyen kadınları üzdük.


Elleri takma tırnak yapıştırıcısı kokan kadınlar
için elleri mandalina kokan kadınları üzdük.


Her sabah uyanır uyanmaz suratına 30 kilo boya süren kadınlar için makyajsız da güzel olan
kadınları üzdük.


Aşağıya inip taksiciye para ödesene! diyen
kadınlar için paraya sıkıştığımızda varını yoğunu
veren kadınları üzdük.


Ayı gibi oldun diye burun kıvıran kadınlar için “oy ben senin göbüşünü
yerim” diye sevip göbeğimizi yastık yapan
kadınları üzdük.


Tencere görse bomba diye karakola götürecek
kadınlar için Papua Yeni Gine mutfağını bile bilen
kadınları üzdük.


Arkamızdan iş çeviren kadınlar için arkamızdan
ağlayan kadınları üzdük.


Güzelliğin, paran ve menfaati için seninle olan kadınlar için, karşılıksiz ,Allah'in bir armaginiymış gibi seven kadınları üzdük.

Kullandığımız su bardağından tiksinip başka bardak arayan kadınlar için, çamaşırlarımizi
elinde yıkayan kadınları üzdük.


Tırnağı kırılır diye portakal soymayan kadınlar
için, hamsi temizleyen kadınları üzdük.


”Karamel makiyato içmeden güne
başlayamıyoruuuuuum!” diye triplere giren
kadınlar için çay içerken serçe parmağını havaya
kaldıran kadınları üzdük.


Mekanda şişe açtırmayınca surat yapan kadınlar için, “Ben içmeyeyim de arabamızı kullanayım”
diyen kadınları üzdük.


”Bu gecenin hatrına alıver koynuna, sana
yapacaklarım var” şarkısını baştan sona bilen
kadınlar için “Ben seni sevdiğimi de dünyalara
bildirdim” türküsüyle duygulanan kadınları üzdük.


2 kere 2’ye 5 diyen kadınlar için “bugün sevgili
oluşumuzun 712.günü” diye hesap kitap yapan kadınları üzdük.


”Gel beni al” diyen kadınlar için “orada
buluşalım” diyen kadınları üzdük.


”Gelirken bir şey alayım mı?” diye sorunca bin
tane şey isteyen kadınlar için “Sen gel yeter aşkım,
evde her şey var” diyen kadınları üzdük.


 ”Paran yoksa ben de yokum” diyen kadınlar için
“sen yoksan ben de yokum” diyen kadınları
üzdük.


 İlişkinin birinci ayında tektaş bekleyen kadınlar
için, ilişkinin 10. ayında aldığı çiçekle dünya
mutlusu olan kadınları üzdük..."


- Ömür Özdemir / Vatan Gezetesi, Pazar Eki -
(28.09.2014 tarihli yazı)

Yüreğine sağlık ...

4 Ekim 2014 Cumartesi

Bayramınız kutlu olsun ...





Çocuk Değilsem de artık ; Bozuk Paralar Konmasa da Avcuma ;
Şeker Gibi İnsanlar Biriktirdim Çantama..
Masal Güzelliğinde Bir Bayram Diliyorum Güzel Yürekli Dostlarıma..
BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
.

14 Eylül 2014 Pazar

Suskunum...










Dilim lâl olmuş , Yüreğim Pervane...Gözlerimde ıssız bir biçare.
Hangi Tarafa Yönelsem uçsuz bucaksız bir umman...
Ummanda kaybolmuş kırılgan bir yürek...
Muhtacım bir yudum duana, bir nefes merhametine, bir damla sevgine.
Eyy sahip! Duyuyorsun değil mi beni. Kalemimden çıkan sözcükleri değil, Yüreğimden Dökülen Dizeleri...!

~Mevlana~

11 Eylül 2014 Perşembe

Terzi kendi söküğünü dikemez halleri :)




      Terzi dedim ama daha o kadar olamadım eh internetten kendi başıma derken yavaş yavaş bu kadar :D . Gerçekten terzi dikemezmiş söküğünü. Tamir edilecekleri yığdım da durdum. Bir ortaya çıkarınca :). Bu daralcak bu kısalacak buna düğme buna fermuar derken halimiz bu :)




Birde alalım dikeriz diye yığdığımız kumaşlar :). Kaç haftadır gitmiyorum dayanamam alırım diye. O hallerimizde bu .:)


İş bakacağım iş lakin bu kadar aradan sonra heyecanlanıyorum ya düşünürken bile :)


9 Eylül 2014 Salı

Doğum Günüm Ya Bugün






            Yolun yarısına az kaldı eski tabirle :) 32 bitti takvim ve dilim ne kadar böyle söylesede kalbim daha kabullenemedi :)

6 Eylül 2014 Cumartesi

Bir kadın seni seviyorsa.....

 






Bir kadın seni seviyorsa sana aittir.
Mutlaka bir fotoğrafın vardır bir yerinde odasının onu kaldırtma!
Bir kadın seni seviyorsa uyumadan önce dua ediyordur senin adınla başlayan dualar ve biten senin adınla onu susturma!
Bir kadın seni seviyorsa sana zarar veremez yalnız genç adam kadınlar vazgeçtikleri adamlara da acımayı beceremez bu da kalsın aklında..
Bir kadın seni seviyorsa koklayarak öper seni,
Seni seven bir kadın sevdiği kadar sarılabilirse kemiklerin kırılır.
Ve bir kadın seni seviyorsa sen ne kadar güçlüysen o kadar güçlü hisseder kendini onu yanıltma.
İlk darbede yere çakılma oğlum,
İlk imtihanda sınıfta kalma!
Ve asla,
Ama asla!
Araya umutsuzluğu sokma.
Orasıdır kadının şah damarı, umudu..
Kesildiği an, vazgeçer kadın.
Sevmekten,
Beklemekten,
Özlemekten,
Hatta dua etmekten...
Can havliyle, kaçar.
Yakalayamazsın.
Artık o kadını üstüne alınamazsın.
Sahip çıkamadığın kadına hesapta soramazsın.
Kadınları bomba gibi düşün genç adam yanlış kabloyu kesersen onunla birlikte sende patlarsın.
Bak oğlum!
Bu hayatta her şeyi alırsın yalnız seni seven kadının yoktur fiyatı.
Seni her şeye rağmen sevebilen kadını satın alamazsın,
Cüzdanın kilo kaybettikçe, sevgileri eksilen sevgililerin olur en fazla..
Falan filan sonra,
Bilirsin ya..
Sen sen ol o kadını satma!
Bir kadın seni seviyorsa kavga eder.
Hem birazdan boğazına yapışacak sanırsın, hem görürsün gözlerindeki korkuyu.
Kadınlar susmaz genç adam, susmuş kadın gitmiş kadındır.
Susmuş bir kadın için bitmiş bir adamsındır.
Bu kadınların değişmez ve değiştirilmesi teklif bile edinilemez olan maddelerinden biridir.
Kadın olmanın kuralıdır..
Bir şey daha vardır ki,
Kuştur kadın,
Ve bir gökyüzü vardır her kadının.
Öyle bir havan olmalı ki adamım,
Senden göçmediği için, onu dondurmamalısın.
Bunu bir zamanlar seni gökyüzü ilan etmiş kadının, başka bir gökyüzünde kahkaha atışını duyunca anlarsın...



Yazanın ellerine sağlık bu kadar güzel anlatılırdı :)..

( Facebook /YunuSerhatCakmak/photos )

4 Eylül 2014 Perşembe

MESELA DİYORUM ...(Nuriye Zeybek)





MESELA diyorum; bu gece bir DELİLİK yapsam..!

Bıraksam MUTFAKTA biriken bulaşıkları,
Çeksem arkamdan kapıyı,
KADIN başıma gitsem bir meyhaneyi dağıtsam..!

FONDA bir masa,
Arkada Sezen'in şarkıları çalsa;
Ben AĞLASAM...
Şişenin dibine dibine vursam..!

MESELA diyorum;
Sokaklardan bütün ERKEKLERİ kovsam,
Bu gecelik evlerinde otursalar..
Korkmadan dolaşsam bütün şehri,
Kimse DOKUNMASA bana,
Bir sandalda sabahlasam...!

Alabildiğince KADIN,
Alabildiğince ÖZGÜR olsam.
Küfür etsem ağız dolusu, utanmasam;
Şehre isyanımı haykırsam.

Kim bilir kaç kere satılmıştır, bu dünyanın ANASI...!
MESELA diyorum;
Bu gecede ben BABASINI satsam..!


Nuriye ZEYBEK


                   Bu kadar güzel yazılırdı ... bayıldım.. 

3 Eylül 2014 Çarşamba

Kendimden ÖZÜR DİLİYORUM ..




Yaşadığım süre boyunca hep MERHAMETİMİN
arkasından yürüdüm, beklentilerimi arkada BIRAKTIM.

Kimseden bir şey BEKLEMEDİM, doğrusu bu sanıyordum çünkü.
Yaşadıklarımı yaşayamadıklarımı İÇİMDE sakladım,
SUSTUM bastırdım olsun dedim İNSANLIK bende kalsın.

Verdim, hep VERDİM karşılığını alıp alamadığıma BAKMADAN,
aslında güçlü olmak değildi istediğim, ama olmak ZORUNDAYDIM ve oldum..
Kendimi hep ERTELEDİM.
Kimsenin beni anlamadığını bildiğim halde hayatıma girenleri bana
verilmiş KUTSAL bir görev olarak gördüm.
Herkesi mutlu etmek zorundayım ZANNETTİM.
Benimde mutlu olmam gerektiğini UNUTMUŞUM..

Görevim neyse en iyisini yapmalıydım ki VİCDANIM rahat etmeliydi.
Birilerinin de bana karşı GÖREVLERİ olduğunu hiçe saymışım oysa..

NE YAZIK Kİ;
Karşımdakilerin EKSİKLERİNİ tamamlamaya çalışırken,
onların HATALARINI görmeye vaktim kalmamış SANKİ.

Beni ÜZMELERİNE bakmadan,
karşılığında ne ALDIĞIMA ne hissettiğime
ALDIRIŞ etmeden hep VERDİM..

Kendime HAKSIZLIK ettim,kimseye etmediğim kadar.
Kendime geldiğimde ise YORGUN, yılgın, bitkin bir
köşede saklanıp ağlayan ÇOCUK olarak buldum.

Ve ona elimi uzattım diyebildiğim tek şey " GEÇTİ ", bir
daha seni kimse ÜZEMEYECEK.
Şimdi senden ÖZÜR diliyorum.

Seni bu kadar HİÇE saydığım için,
insanların seni bu kadar ÜZMELERİNE müsade ettiğim için,
seni hiç bir zaman DİNLEMEDİĞİM için,
üzerine bu kadar SORUMLULUK yüklediğim için,
hakkın olan bütün duyguları sana YAŞATAMADIĞIM için..

Şimdi tekrar SÖYLÜYORUM.
İNSANLIĞIMDAN, KALBİMDEN, DUYGULARIMDAN,
ÇOCUKLUĞUMDAN, HİSLERİMDEN çok ÖZÜR diliyorum... !

Galiba ben almadan vermenin
ALLAH'a mahsus olduğunu UNUTMUŞUM...





Okuyunca paylaşmadan edemedim bizimde kendimize kocaman bir özür borcumuz var kocaman ...


(Resim google görseller, yazı SonsuzSifa/Facebook  sayfasından alıntıdır.)

1 Eylül 2014 Pazartesi

HOŞGELDİN EYLÜL :) 1 EYLÜL DÜNYA BARIŞ GÜNÜ





           Eylül'ü oldum olası sevdim. Hüznü sevdim sonbaharı sevdim. Doğanın o eşsiz turuncu tonunu sevdim. Ilık gün batımlarını sevdim.Kısacası Eylül yine hoşgeldin.



      Evet bugünü dünya barış günü ilan etmişler. Bu kadar savaşın haksızlığın ortasında barış günü diye bir gün var bir gün!!!.. 

    Yine de biz kutlayalım bir gün olsun derdimizi anlatabilir belki ?








 

30 Ağustos 2014 Cumartesi

30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun !




     Biliyorum günlerdir yokum biliyorum ihmal ettim biliyorum ama bugün böyle bir günde yazmasam dönmesem ayıp olurdu bana :) Özledim.. 



      Hala içinde Atatürk sevgisi olan , hala ona ve atalaramıza borçlu olduğumuzu bilip anlayan unutmayan herkesin bayramı kutlu olsun ...

15 Mayıs 2014 Perşembe

#SomaSonOlsun Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi'ni imzalayın...





SOMA

Türkiye 19 yıldır masada duran, Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 176 numaralı "Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi"ni imzalasın ve karar TBMM tarafından onaylansın. 



Soma'da yaşananların son olması, bir daha hiçbir madende böyle faciaların yaşanmaması için Türkiye'nin "Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi" şart. 
Bianet'ten Elif Akgül'ün haberinde verdiği detaylara göre, sözleşme maden işletmesi sahiplerine ve hükümetlere önemli sorumluluklar getiriyor.
1995 tarihli sözleşmeyi 26 ülke imzaladı. 4 Haziran 2014'te Fas’ta, 19 Temmuz 2014'te de Rusya’da yürürlüğe girecek olan sözleşmeyi ise Türkiye imzalamıyor.



17 Mayıs 2010’da 30 maden işçisinin öldüğü Zonguldak’taki patlamanın ardından Türkiye ILO 176’yı yeniden gündemine almış ancak imzalamamıştı.
Sözleşmede neler var?
* Sözleşmeyle işverenler kazaları önlemek için her türlü önlemi alma, işçileri bilgilendirme ve eğitme yükümlülüğü altında.
* İşverenler riski kaynağında bertaraf etmek, güvenli çalışma sistemleri tasarlamak, kaza riskleriyle ilgili işçileri bilgilendirmek ve kaza olduğunda gerekli tıbbi yardıma ulaşmalarını sağlamak zorunda.
* İşverenler sözleşmeyle kaza sonrasındaki sağlık ve kurtarma etkinliklerinin kalitesinden de sorumlu hala getiriliyor.
* Sözleşme, hükümetlereyse teknik kılavuzların hazırlanması, denetimlerin düzenlenmesi, denetimlere ilişkin gerekli yasal düzenlemelerin sağlaması ve kazaların etkili soruşturulması gibi yükümlülükler getiriyor.
* İşçilerin ve temsilcilerininse kazaları, riskli durumları bildirmek, güvenlik ve sağlıklarına ilişkin koşullara dair bilgi edinmek, güvenlik ve sağlık önlemlerinin karar süreçlerine katılmak gibi hakları ve yükümlülükleri var.
Sözleşmeyi imzalayan ülkeler şunlar:
Arnavutluk, Ermenistan, Avusturya, Belçika, Bosna Hersek, Botsvana, Brezilya, Çek Cumhuriyeti, Finlandiya, Almanya, İrlanda, Lübnan, Lüksemburg, Norveç, Peru, Filipinler, Polonya, Portekiz, Slovakya, Güney Afrika, İspanya, İsveç, Ukrayna, ABD, Zambiya, Zimbabve (EA)
NOT: Kampanyayı imzaladıktan sonra Facebook ve Twitter' arkadaşlarına paylaşarak daha çok kişinin destek olmasını sağlayabilirsin.

14 Mayıs 2014 Çarşamba

GÖZYAŞIM SİZİNLE SOMA .... GÖZYAŞIM SİZİNLE ...




           





         Akşamdan beri okuduğum dinlediğim gördüğüm bitirmeye yetti içimde beni ... Kimi 600 can diyor kimi 300 kimi 200 ne farkeder bunları sayı gibi gören zihniyet için ne farkeder. Cenazeler çok iyi bir şekilde defnedilecekmiş. Kadermiş. Tedbiri al takdiri Allah'a bırak derler haberiniz yok sizin yok. Bir can bir baba nasıl yitip gider. Yıl 2014 herşeyde bilmem ne çağındayız. Herşeyde bir numarayız. Yalanınız batsın. 

         Ambulanslar ölüleri diri diye morglara taşısın benden ondan sakla gerçeği evlatlardan eşlerden analardan nasıl saklarsın getirebilecekmisin gidenleri geri.. Hastanelerde ceset torbası bitsin. Civardan soğuk hava depolu arabalar gelsin. Televizyonların Allah belasını versin. Oyuncağınız olmuşlar. 

        Sebebi her kimse / kimlerse bu ölümlerin Allah'a duam hesabını ahirete bırakmasın ... Ben ne yaptım desin bu dünyada da  ....


11 Mayıs 2014 Pazar

ANNELER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN..




          Başta annem olmak üzere dünya üzerinde ki bütün annelerin anneler günü kutlu olsun.. Onları değil bir gün değil bugün her gün seviyoruz , seveceğiz.

         Allah annesini kaybetmiş olanlara , uzakta olup özlem çekenlere bol bol sabırlar versin. Onları asla başımızdan eksik etmesin.

        Bir gün anne olmak dileğiyle ....





7 Mayıs 2014 Çarşamba

NE KADAR ?







Ne kadar korku o kadar bunalım,
Ne kadar özgüven o kadar başarı,
Ne kadar cesaret o kadar özgürlük,
Ne kadar çaba o kadar şans,

Ne kadar sabır o kadar zafer,
Ne kadar inanç o kadar sebat,
Ne kadar hayal o kadar keşif,
Ne kadar ümit o kadar motivasyon,

Ne kadar şükür o kadar dinginlik,
Ne kadar tembellik o kadar esaret,
Ne kadar samimiyet o kadar ikna,
Ne kadar iyi niyet o kadar dostluk,

Ne kadar empati o kadar anlaşılmak,
Ne kadar dua o kadar yardım,
Ne kadar iyilik o kadar sevilmek,
Ne kadar bencillik o kadar yalnızlık,

Ne kadar dürüstlük o kadar güven,
Ne kadar bilgi o kadar güç,
Ne kadar veri o kadar doğru karar,
Ne kadar sezgi o kadar buluş,

Ne kadar merhamet o kadar sükunet,
Ne kadar kanaat o kadar zenginlik,
Ne kadar saygı o kadar itibar,
Ne kadar edep o kadar mutluluk,

Ne kadar cömertlik o kadar soyluluk,
Ne kadar uygulama o kadar karakter,
Ne kadar doğallık o kadar denge,
Ne kadar çile o kadar dayanıklılık,

Ne kadar merak o kadar ilim,
Ne kadar hayret o kadar öğrenme,
Ne kadar ilkelilik o kadar onur,
Ne kadar düzen o kadar sonuç,

Ne kadar dikkat o kadar isabet,
Ve sonuç olarak ne kadar erdemlilik o kadar insanlık…
 
 
 

2 Mayıs 2014 Cuma

BİR ANLIK İHMAL ÖMÜR BOYU PİŞMANLIK ( ÇOCUKLARIMIZ)



     Hepimiz günlerdir izliyoruz. Kimi beddua ediyor. Kimi dua ediyor. Taciz tecavüz yoksa şükreder duruma gelmiş insanlar. Kadına şiddet diye bas bas bağırıyoruz yetmedi şimdi çocuklara....

    Nasıl  insanlar  olduk bilmiyorum. Kin öfke nefret bir gözü karalık bir merhametsizlik bir güvensizlik. Kötülükler artık o kadar çok ki iyilikleri göremez olduk.

   Buraya bunları yazmak istedim. Hepimiz birer tarih kitabıyız artık. Yıllar sonra tesadüfen bile okunacak olmamız bana yeter bile. Bir çocuğa bir bebeğe nazlı bir kuzuya amca çocuğu evet babadan kan bağı yakın olan abi dese bir abi daha çıkacak ağzından. Devamı yok. Dilim elim varmıyor çünkü. 

  Bu olaylar olmadan bir kaç gün önce bir video izlemiştim. Aynı yaşlarda yiğenlerim var. Aklıma gelen tüm anneler babalar izlesin diye paylaşmıştım burdan da paylaşmak istedim.



video


Ve ne kadar etkili olur bilemiyorum ama bu yazıyıda paylaşmak istedim. Uygulanabilirse ne mutlu bize ...

     Amerika'da, bir yabancı adam, 8 yaşındaki erkek çocuğun yanına geldi ve bazı aksilikler olduğunu, annesinin kendisini yolladığını, çocuğun kendisi ile gelmesi gerektiğini söyledi.
Bunun üzerine çocuk adama sordu:
Pekala o zaman şifreyi söyle, nedir?
Adam bunu duyunca, hızlıca çocuğun yanından kaçtı.
Çünkü; Annesi daha önce çocuğu ile konuşmuş ve aralarında bir şifre oluşturmuşlardı. Şifreyi söylemeyen hiç kimse ile gitmemesi gerektiğini tembihlemişti.
Ve bu küçük ayrıntı, belki de küçük çocuğun hayatını kurtarmıştı.
Çocuklarınızla konuşun.
Aranızda bir şifre oluşturun. O şifreyi söylemeyen kimse ile gitmemesini söyleyin.
Belki de bu şekilde çocuklarımızı biraz daha koruyabilir, hiç olmazsa kendi dünyamızı biraz daha emniyetli hale getirebiliriz.



      Uzun lafın kısası zaman bizim zamanımız değil. Geçti. Biz dışarda oynayabilen, komşuya emanet edilebilen,cep telefonu vs yokken saatlerce gezmeye çıkabilen bir nesildik malesef bitti.

      Yeni ve kötü haberler almamak dileğiyle.... 

1 Mayıs 2014 Perşembe

KANDİL VE 1 MAYIS




        



       Duygu sömürmekte ve insan kandırmakta kullanılmayan bir din , emeğinin karşılığını, hakkını alan emekçilerin olduğu gün kutlu olacak bütün bayramlar kandiller. Şimdiden o günlerin dileğiyle kutlu olsun....

26 Nisan 2014 Cumartesi

ARAFTAYIM ....







Araftayım..!
İki bilinmezlik arası bir diyardayım. 

Yusuf'un terkettiği kuyuda, Züleyha'nın utancındayım.
Ben İsrafil'in üflediği yankıdayım..
Ne cennette ne cehennemde, yalnız Allah'ın sevdasındayım..

                             
  HZ. Mevlana




23 Nisan 2014 Çarşamba

23 NİSAN :) (YILMAZ ÖZDİL'İN KALEMİNDEN)






      Sahilde büyümedi, çocukluğunu yaşama fırsatı olmadı, ömrü cephelerde geçti, dolayısıyla, yüzme bilmiyordu.
Taa 54 yaşındayken… Çocuklara rol model olmak için, görsünler özensinler diye, eğitimini aldı, yüzme öğrendi.

İstiklal harbinin en kritik gecelerinde bile kitap okuyordu. Vefatından sonra tereke hâkimliği tarafından tutulan kayıtlara göre, o sırada kütüphanesinde bulunan, not alarak, işaret koyarak okuduğu kitap sayısı, 7333 adetti. En çok etkilendiği, ilham aldığı kitap, Rus yazar Grigory Petrov’un Beyaz Zambaklar Ülkesinde’ydi.

Çankaya’ya biniyordu! Atının adıydı… Çankaya’yla Ankara’da konkurhipik yarışlarına katılıp, parkuru engel devirmeden tamamlamıştı. Bu yetenekli tayını, efsane binicimiz Saim Polatkan’a hediye etti. En sevdiği atı ise, Sakarya’ydı.

İlk köpeğinin adı, Alp’ti. İngiliz setter’iydi. Yavruyken almıştı. Kulübesi yoktu, Mustafa Kemal’in yatak odasında yatardı. Sonra bi av köpeği edindi. Adı Alber’di. En son, seyyar fotoğrafçı Hasan efendi’den Foks’u satın aldı. 50 lira ödedi. O zamanlar 50 lira dediğin, çok büyük paraydı. Foks, sokak köpeğiydi.

Güvercinleri vardı. Kuşçu Nuri usta bakardı güvercinlerine… Kanaryası vardı. Bi gün kanaryasını çıkardı kafesten, okşarken, pırrr, kaçtı kanarya, Çin vazosunun içine girdi iyi mi, çırpınıyor, kendine zarar veriyordu, bi türlü çıkaramıyorlardı, kırın dedi, kırdılar vazoyu, kanarya kurtuldu. Bi ara, Ankara kedisi vardı.

Orman kesip avm diken akp’lilerin inanması güçtür ama… Henüz istiklal harbi devam ederken, memleketin akıbeti belirsizken, Ağaç Koruma Cemiyeti kurdu!

Büyük Taarruz’dan önce herkesin eli tetikteyken, sırası mı şimdi demedi, hayati derecede önemli dedi, müze kurdu, Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ni!

Traktörü çok severdi, Atatürk orman çiftliğinden Çankaya köşküne, araziden, kendi kullandığı traktörle giderdi. Gelişmiş ülkelerde bile 20-30 senelik geçmişi olan biyoyakıt, dünyada ilk kez, Mustafa Kemal tarafından 1930’da hayata geçirilmiş, Atatürk orman çiftliğindeki traktörlerde kullanılmıştı.

“Bir gün insanoğlu tayyaresiz de göklerde yürüyecek, gezegenlere gidecek, belki de aydan bize haber yollayacak” dediğinde, takvimler henüz 1936’yı gösteriyordu.

Bugünkü sözde demokratların milleti nasıl soyduğunu, devletin mallarını yandaşlarına nasıl peşkeş çektiğini görüyoruz… Mustafa Kemal ise, TC’nin tapusunu kendi üstüne alma imkânı varken, elini bile sürmedi, parayla pulla hiç işi olmadı, askerlikten istifa ettiğinde elbisesi bile yoktu, sivil kıyafetle ilk fotoğrafını çektirebilmek için Erzurum Valisi Münir bey’in ceketini emanet aldı, onu giydi.

Biz bu cumhuriyeti hırsızlarla kurmadık. Helal süt’le kurduk. Yoklukla kurduk. Kağnıyla kurduk. O nedenle, Ankara’da ikamet ettiği istasyon binasındaki evinin duvarında, Namık İsmail bey’in, Harman Dövme Sahnesi adlı tablosu asılıydı. O tabloda, kağnı, saban ve testiden su içen köylümüz vardı.

Ulusal kalkınma vizyonuna tek bir örnek vereyim… 1937’de açtığı Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası’nda, dikkatinizi çekerim, taa 1937’de, işçilere ve Nazilli halkına kadınlı-erkekli balo düzenleniyordu, danslar ediliyordu, 2 bin 500 kişinin çalıştığı fabrikada 700 kişilik sinema ve tiyatro salonu vardı, haftada altı gün film gösteriliyordu, Nazilli’nin o günkü nüfusu 12 bin kişiydi, 12 bin kişilik yere 700 kişilik salon açmak, ancak devrimci bakış açısının eseri olabilirdi, işçilerin tiyatro kulübü vardı, müzik grubu vardı, fabrikanın radyosu vardı, fabrikada piyano vardı, piyano… Resim-heykel sergileri düzenleniyordu, spor kulübü vardı, Sümerspor, Türkiye’nin ilk alttan ızgaralı futbol sahası oradaydı, basketbol-voleybol sahası vardı, güreş minderi, boks ringi, tenis kortu vardı, paten pisti vardı, bisiklet parkuru vardı, ameliyathaneli, laboratuvarlı hastanesi vardı, ilkokulu vardı, kadın işçilerin bebişleri için kreş vardı, 1937’de, giyecek kooperatifi, fırını vardı, işçileri şehirden fabrikaya getirip götürmesi için, Gıdı Gıdı adı verilen mini treni vardı, kendi enerjisini kendi üretiyordu, santralı vardı, Nazilli’ye de elektrik veriyordu. Özetle… Cumhuriyet mucizesiydi.

Mustafa Kemal, açılışa geldi. Nazilli halkı, teşekkür için, 22 ayar altından anahtar yaptırmıştı, sembolik kapı o anahtarla açılacaktı. Mustafa Kemal, memlekete hayırlı uğurlu olsun dedi, açtı. Bugünkülerin yaptığı gibi, hatıra ayaklarıyla anahtarı cebine atmadı. “Altın, milletin hazinesinde durur” dedi, Celal Bayar’a verdi, Celal Bayar emaneti aldı, Ankara’ya gider gitmez hazineye kaydetti.

Bu bilgileri…
“Akl-ı Kemal”den derledim.

Akl-ı Kemal…
Sinan Meydan’ın, Atatürk’ün akıllı projelerini anlattığı dört ciltlik şaheseri.

Sadece Akl-ı Kemal yok elbette… Tarihçi-araştırmacı Sinan Meydan’ın, Nutuk’un Deşifresi, Cumhuriyet Tarihi Yalanları, Atatürk’ün Gizli Kurtuluş Planları, El-Cevap gibi, bana göre, okullarda zorunlu ders kitabı olması gereken eserleri var.

Sinan Meydan… Bu memlekete, Turgut Özakman’dan sonra Allah’ın lütfudur.

Değerli anne-babalar…
Bugün 23 Nisan.
Neşe doluyor insan filan demek isterdim ama, ulusal egemenliğimiz, bağımsızlığımız, devrimlerimiz, açık tehdit altında… Evlatlarınıza ihtiyacımız var.

Mustafa Kemal’i tanısınlar, özgürlüğün, bu kutsal toprakların kıymetini bilsinler, yobazlığın, cahilliğin, dahili bedhahların nasıl bir tehlike olduğunu kavrasınlar istiyorsanız… Sinan Meydan’ın kitaplarını hediye olarak alın, evlatlarınızın başucuna koyun, onlarla büyüsünler.

 

22 Nisan 2014 Salı

ÇEKİLİŞ VARRR :)




           Sevgili Bircan çekiliş düzenlemiş birde gelip haber vermiş katılmamak olmaz dedim sizde buradan buyrun.


         

11 Nisan 2014 Cuma

KIRMIZI GÖMLEK

    


       Bazen insan bir duruma üzülüyor sıkılıyor acısı bütün yaptıklarından yaşadıklarından çıkıyor. Ama ne kadar böyle gider gitmemeli. Hayat devam ediyor. :) 

       Dikiş dikmek içimden gelmesede çoktandır, şeytanın bacağını kır dedim başka türlü kafası dağılmaz insanın :). Bende bir gömlek diktim. 


      




    Şimdi acıcık kısa olduğunu düşününce hemencik bu şekilde ekleme yapıp uzattım :). Düğme ilik hak getire belki çıt çıt yaparım :). Bismillah dedim inşallah devamı gelir. 


Hepinize mutlu hafta sonları.

6 Nisan 2014 Pazar

Help Me ...

     






         
        Biri çıkmış hayatımın,düşüncelerimin, isteklerimin, hayallerimin stop tuşuna basmış sanki.  





      Bende hayata pause demişim. Günlerdir içimden zerre yazmak, okumak, uyumak, yemek, dikmek, çizmek gelmiyor. Yiyorum açlıktan midem bulanmasın diye,uyuyorum kendimden kaçmak için, dikmiyorum ya model yok ya kumaş deyip geçiştiriyorum ne diyorlar tıp dilinde Pınar dibine kadar depresyonda.




     Şimdi bu durumdan sıyrılıp artık  Play tuşuna basmak için kendimi telkin ediyorum. Kafamda birşeyler oluşturmaya bir yön çizmeye çalışıyorum imkanlarımla.Birden bire bütün hayallerin planların beklentilerin bitmesi sarsıyor insanı. Yerine yenilerini koymak büyük marifet.




  Oldumu sizede böyle zamanlar herşeyi yeniden düşünmek zorunda kaldığınız sahi nasıl atlattınız ...

3 Nisan 2014 Perşembe

SEÇELİM Mİ SEÇTİK Mİ SEÇİLDİK Mİ NE OLDU ?




             Kaç gündür bıktırana kadar müzik çaldılar. Artık sinirlerimiz gerilmişti. Seçim günü geldi çattı. Hadi oy verip kurtulalım dedik. Bu seferde hadi sandık başına gelin oylara bakın dediler. Gittik polis almam dedi kavga gürültü alındık. Sayılırken elektrik kesildi. Bazı sandıklarda sonuçları girecek Pc yoktu. Şu bu derken sayım bitti. Bazı yerlerde itirazlar yükseldi. Herkes kendi oylarının yanmış fotoğraflarını paylaştı. Tutanaklarla girilenlerin tutmadığını paylaştı. Bangır bangır tutanak resmi aradılar. Islak imzalı dilekçe istediler. Kartal'da bile CHP aldı diye itirazlar yükseldi. Bütün gece sayılan oylar gündüz Bülent Ecevit Kültür merkezinde tekrar sayıldı. Gelin sahip çıkın denildi. Fark +400 daha arttı. 

        Derken büyüklerimiz elektrik kesintisine trafoya kedi girmiş dedi. 40 ilde eş zamanlı olanlarda hemde. Fırtına çıktı vs. Hala Ankara için sayıyorlar mı saymıyorlar mı belli değil. Büyüklerimden kime sorsam hayatlarında ilk defa böyle bir seçime şahit oluyorlar. Bende buraya yazıyorum. Yazıyorum unutmayalım. Hatırlayalım. Bakalım zaman ne gösterecek. 

        Yine izahı olmayan şeylerin mizahı olur diyerek şu selfie ile bitiriyorum. :)





 Hak ve adaletin bütün dünya üzerinde tecelli etmesini diliyorum.

28 Mart 2014 Cuma

............







Birinin gözünde kıymetin yoksa, ona daha ne kadar değer verebilirsin ki?
 

Bir insanı ne kadar taşıyabilirsin yüreğinde, ne kadar daha bekleyebilirsin gelmeyeceğini bile bile?
 

Allah kaderine yazmamışsa,
 

Onu sana bağlayan bir bağ yaratmamışsa,
 

Ne kadar seversen sev, çektiğin acıyla kalırsın ancak. Kendi yarattığın yalnızlığınla kalırsın...
 

Geç de olsa artık anladım;
 

Hayatında yer edemediğin birini bir ömür sevemezsin.
 

Çünkü bu hergün yeniden ölüm gibidir, ama bir türlü ölemezsin...

26 Mart 2014 Çarşamba

MİM MİM MİM MİM :) ( 3 Soru ve çalıkuşu)




       Çok sevdiğim dondurma delisi ve kahve tadında arkadaşlarım beni mimlediler. Bende bu ara blogta tadilata gittim isim cisim mail derken ancak gelebildim. :)


    Uzun zamandır mim yapmamıştık. Gelelim sorulara ve cevaplara ..

3 Soru 

1-Neden 'blog adın' ?
 
         Benim yaşadıklarım , yaptıklarım , yazdıklarım , izlediklerim , okuduklarım :) yani benim hayatım benim dünyam. Pınarın hayatı :)

2-Hayat felsefeni belirleyen söz nedir?


     Hayatta kendinden başka kimseden birşey bekleme..
     Kimseye maddi anlamda asla muhtaç olma.

3-Kendimle ilgili 3'ü doğru 4 şey nedir?

* Kin tutarım
* Yaz ve çikolata delisiyimm.
* Çok güzel resim çizerim.
* Çok duygusalım.

Çalıkuşu Mimi

        Hayattaki ilk hatıralarınızı yazmaya çalışın. Bakalım neler bulacaksınız?


  Hatıra hatıra düşünüyorum hala :).

   Şanlıurfada şark görevi için bulunuyoruz. Babam resmi polis o zamanlar polis lojmanlarında oturuyoruz. Karşımızda jandarma ile teroristlerin çatışması oluyor. Köylerden birinde çok yakın mermiler bir ışık gibi süzülüyor. Yıldız kayar gibi bir sürü, balkondan içeri almaya zorluyor annem. Ama babam görevde ve ben onu bekliyorum. Gece saat 3. Askerlerden ölenler oluyor. Arabalarla geçiyorlar ertesi gün kapıdan. Cenazeler yollanıyor evlere. Bayraklar törenler. Lojmanın sol tarafı askeriye. On yaşında bir kız çocuğu çatışma , şehit , korku , merak , bir geceye neler sığdırıyor böyle.





20 Mart 2014 Perşembe

KLOŞ ETEK




         Merhabalar bu yağmurlu İstanbul gününden sizlere....

         Dün miss gibi bir hava vardı. Hastaneye gitmeme rağmen güle oynaya gittim. Bu sabah bir kalktım yağmur. Sıcak olsun çok  istiyorum ama yağmurda yağmalı böyle karışık durumlardayım.İyice ısınmadan havalar son bir kaç parça siyah kumaşım var dikip giyeyim dedim malum yaz günü giyilmiyor.

        Hiç kloş eteğim olmadığını farkettim ki eteklerim bir elin parmaklarını geçmiyormuş zaten. Dedim olsun dolabımda bir tane. Kalıp ve dikim için google amcaya bir danışayım dedim birde ne göreyim bir ben kalmışım dikmeyen :).




         Kumaşım yumuşak dökümlü hafif çok sevdim. Birde kendinden desenli. Siyah rengi fotoğraflamayı çok başaramıyorum. O yüzden bilmem kaç resimden sile sile kalan bu :). Ön kısımları sarkma yaptı.Düzelttim. Meğerse sarkma payı verip birazcık kısa kesiliyormuş eh tecrübe ile öğrenmiş olduk.


Herkese musmutlu akşamlar....

18 Mart 2014 Salı

18 MART DEMEK ÇANAKKALE DEMEK ...






       
 

“Onlar mukaddes vatan toprakları için canlarını seve seve vermişler, Çanakkale Savaşları’nın kaderini değiştirmişlerdir. Burada geçen her saniye, kullanılan her an, ölen her nefer, Türk vatan ve milletinin mukadderatını çizmiştir. Kara savaşlarına katılan ilk birlik olan 57. Alay, vatan sevgisinin ne olduğunu insanlığa göstermiştir. Bu kahraman Alayı hayranlık, minnet ve rahmetle anıyorum.”
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK...


Kalbimizdesiniz sonsuza kadar .....

17 Mart 2014 Pazartesi

Kolay eşofman dikimi





        Herkese bu tatlı sert bahar günlerinden merhabalar :)

             Yavaş yavaş sevinebiliriz yaz geliyor diye. Ne mutlu bana benim gibi çok üşüyenlere .. Sınavlara kaldı bir ay ders çalışmak lazım ama hak getire :). Geçen haftayı komple kontroller için anne kız hastanede geçirdik. Düzelmeler var Allah'a şükürler olsun. 


              Gelelim benim ev eşofmanıma :) Öyle dediğime bakmayın uzun kaban ile dışarı kaçmışlığım var. Pazarda yumuşacık kadife bulunca, ihtiyacım da olunca, ne yapıyoruz çoğu kalıbımızıda kendi kıyafetlerimizden yapıyoruz acemiler olarak. Bende eski eşofmanımı kestim. Aynı sayılır, gibisini neyse işte ondan yaptım :).




         



 Hepi topu 54 kg insanım diktiklerim sanki çok büyük gibi gözüküyorlar gözüme :(. Daha mı zayıflasam ne ya. Gerçi bol olsun diye azıcık bol tutuyorum ölçüyü ama ne bileyim. 

Hepimize sıcacık günler ...

13 Mart 2014 Perşembe

BABAANNEM ÖLDÜ












          Ve ben buna üzülemiyorum bile. İçimden bir fatiha geçmiyor. Çok mu kötü insanım ben bilmiyorum.En son kendisini yıl 1997 de görmüştüm sanırım. Babam bir başka kadın için evimizi bırakıp gittiğin de yeni kadına evlerini kucaklarını açıp bizi hiçe saydıklarından beri. Üzülemiyorum. Biz hiç nine torun olamadık ki. 

        Kafam karışık kalbimde tek diyebildiğim Allah rahmet eylesin....

11 Mart 2014 Salı

Herkes sussun kelimeler bitti bugün ...




             


....................................................................................................................................................

10 Mart 2014 Pazartesi

Ümit ....







Bir yaş düştü içime.
Ardından bir kelam dilime...

"La tâknatu min rahmetillah"
''ALLAH'ın rahmetinden ümit kesmeyin..."

Zümer/53


        Allah'ım umutlarımı ümitlerimi boşa çıkarma.. Kimlerin ümidi sana bağlıysa hayırlısını nasip eyle.. 
 

8 Mart 2014 Cumartesi

Kadınlar Günü ( İzahı olmayan şeylerin mizahı olur)




          Ne desem boş  alışmaya görsün gözlerimiz kulaklarımız sonra hepimiz kör hepimiz sağırız.

          Kutlu olsun. Ne diyeyim.






netten alıntıdır...

6 Mart 2014 Perşembe

Triko elbise




       Selamlar ....

       Gözlerinden uyku süzülen günde 8 saat uyku yetmeyen sanırım tiroid değerleri yükselmiş, ayrıca 2 dersten kaldığı için kayıt yenileme yaptırıp aöfe 195 tl (yuh diyerek) bayılan Pınar geldi.


         Elbisem Burda 2/2014 no:113 aslında dergi 3 farklı renk kumaştan kendiniz çizgili yapın diyor ama baktım kalıbı bütün vermiş hiçççç uğraşmadım.




İşte buda benim elbisem :)



   Malum ne diktiysem dergiden bol geldi bana 40 beden kesiyordum kilo verdim diye 38 kestim bunuda bakın ne kadar almak zorunda kaldım yanlardan.


      Eh her defasında çok kalıba bağlı kalma diyorum kendime olmuyor. 36 bile kessem bolmuş bilginize. 

Herkese güneşli günler.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...